nbc home  

 

Milliyet

BİR BAŞKA KENT BEKLEME SAKIN.!
Alin Taşçıyan, Milliyet Gazetesi, 21 Aralık 2002

Antalya ve Ankara festivallerinde bütün ödülleri toplayan “Uzak”, Kavafis’in “Kent” şiirini andıran, onun gibi unutulmaz bir yapıt.

KENT - Konstantinos Kavafis
“Başka diyarlara, başka denizlere giderim dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın.

Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu yeryüzünde.”

Nuri Bilge Ceylan eşsiz bir sinemacı. Daha ilk filmi, kısa metrajlı “Koza”yı izlerken fark ettiğimiz parıltı, artarak onu dolunay gibi Türk sinemasının karanlık gecelerini aydınlatır hale getirdi. İlk uzun metrajlı filmi “kasaba”da kusursuz değildi ama uluslararası alanda ses getirdi. “Mayıs Sıkıntısı” ise Avrupa’yı salladı. Sıra geldi “Uzak”a. Ceylan’ın aile üyeleri ve yakın arkadaşlarına rol vererek görüntü yönetiminden kurgusuna tek başına gerçekleştirdiği kişisel sinemasındaki viraja. Bu üç film birbirinin devamı, ama yaratıcı bir yönetmenin yapıtındaki bütünlük anlamında, yoksa bir “dizi” oluşturmuyor.

Ceylan’ın yeni mekanı kent. Kuzen Saffet “Kasaba” ve “Mayıs Sıkıntısı”nda bir türlü terk edemediği kasabadan çıkıp gemilerde iş aramak için İstanbul’a, teyzesinin hep yönetmen olmak istemiş ama reklam fotoğrafçılığına takılıp kalmış, evliliğini de yürütememiş oğlu Muzaffer’in yanına geliyor.

Olağanüstü estetik

Ve film sanki Konstantinos Kavafis’in “Kent” şiirinin yer yer içine mizah katılmış bir realizasyonu haline geliyor. İzleyiciye beklenmedik anlarda kahkaha attıran ince hicivle birlikte “Uzak” Kavafis’in dizeleri misali unutulmaz görüntülerle donanıyor. Nuri Bilge Ceylan’ın gitgide arıttığı ve saflaştırdığı sinema ancak çok usta sinemacılarda rastlanan bir görsel olgunluğa sahip. Ceylan, kitlenin tahammül edemediği yavaşlığı, sessizliği adına yaraşır bir bilgelikle donatırken aslında gücünü yalınlıktan alıyor.

Bir söz de kasabasının yolunda kaza geçirip sonsuzluğa göçen çok sevgili Mehmet Emin’e: Filmlerde canlandırdığı ve Kavafis’in seslendiği karakteri andıran Saffet’in aksine, bir başka kent bekleyerek hayatını heder etmedi. Bize de olağanüstü iyiliğiyle bir ışık, bir umut, bir sıcaklık verdi.