iklimler
 
nbc home  




İklimler
Yapımcı Zeynep Özbatur ve Görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile söyleşi


Senem Aytaç & Fırat Yücel, Altyazı dergisi, Sayı:55, Ekim 2006

İklimler, Nuri Bilge Ceylan’ın Kasaba, Mayıs  Sıkıntısı ve Uzak’la oluşturduğu kendine has çizginin bir devamı gibi gözükse de, aslında hem prodüksiyon hem içerik hem de sinema dili açısından yönetmenin filmografisinde farklı bir yerde duruyor. Dikkati çeken ilk farklılık, İklimler’de yönetmenin başrollerden birini kendisinin üstlenmesi.  Nuri Bilge Ceylan, daha önceki filmlerinde de oynamayı düşündüğünü fakat bir şekilde o cesareti  kendisinde bulamadığını söylüyor.  İklimler’de ise karısı Ebru Ceylan’la birlikte kamera önüne geçiyor ve birçok açıdan kendi ilişkileriyle paralellik taşıyan bir filme imza atıyor . Ceylan’ın  Cannes’da verdiği bir söyleşide ifade ettiği gibi, bu filmde kültürel ortam, yönetmenin önceki filmlerinde  olduğu kadar ön planda değil. (Hatta Ceylan filmin herhangi bir ülkede geçebileceğini düşünüyor.) İklimler, büyük oranda, akademisyen İsa (Nuri Bilge Ceylan)  ve TV dizilerinde çalışan Bahar (Ebru Ceylan) arasındaki ilişki üzerine kurulu, sadakat ve dürüstlük gibi konuları tartışan bir film. Ceylan, Bahar’ın  kumsalda gördüğü rüya sekansında  ya  da  İsa’nın kendi kendine itiraf provası yaparken kamera çevrildiğinde yanında Bahar’ı  gördüğümüz sahnede olduğu gibi, anlatılması çok zor olan duyguları son derece küçük ifade ve imalarla seyirciye sezdiriyor; belki de anlatım açısından en ekonomik işine imza atıyor. Diğer yandan, önceki filmlerinde olduğu gibi, insanların kendilerinden utanmasına neden olan davranışların üzerine giderek alaycı ve yer yer özeleştirel bir mizah çıkarmayı da  başarıyor bu yoğun duygusal uçurumun içerisinden. En utanç verici sözler en derin acılarla buluşuyor ve seyirci üzerinde çelişkili bir etki yaratıyor...

Öte yandan İklimler’in yapım aşaması da, pek çok açıdan yönetmenin diğer  filmlerinden ayrılıyor:  Ceylan bu filminde ilk kez bir yapımcıyla ve bir görüntü yönetmeniyle birlikte çalıştı. Bu durumu göz önüne alarak filmin yapımcısı  Zeynep Özbatur ve  görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile konuştuk.

 

 

Zeynep  Özbatur

( Yapımcı  )

Daha önce, Kutluğ  Ataman’ın  Lola + Bilidikid’inin ortak yapımcılığını, Tayfun Pirselimoğlu’nun  Hiçbiryerde’sinin  ise  en ince detayına kadar yapımcılığını üstlenmiş olan  Özbatur’la İklimler’in  prodüksiyon süreci üzerine söyleştik. Türkiye’den İmaj’ın, Fransa’dan Pyramid Films’in  ortak olduğu, Eurimages ve Kültür Bakanlığı’ndan da destek alınarak çekilen İklimler, Nuri Bilge Ceylan’ın farklı bir yapımcıyla çalıştığı ilk film olma özelliğini taşıyor.

Önceki filmlerinin yapımcılığını kendi yapan bir yönetmenle çalışmak nasıl bir deneyimdi?

Bilge’yle zaten arkadaştık ve iki yapımcı ya da iki dost olarak zaman zaman fikir alışverişlerinde bulunuyorduk. Böyle bir fikir alışverişi sürecinde bir şekilde  birlikte çalışma kararı aldık. Aslında  Bilge gerçekten  çok iyi bir yapımcı fakat yapımcılık  ince detayları olan bir iş  ve hem film çekiyor olması hem de diğer süreçlerle ilgileniyor olması onun üzerinde  büyük yük oluşturuyordu. Ben onun yükünü hafifletmeyi hedefledim. Bilge’nin yapımcılık deneyimi benden daha da güçlü olduğu için, benden daha  fazla sayıda film yaptığı için  birbirimize çok destek olduk ve o  bir bütüne dönüştü ...
Yapımcılık, Türkiye’de daha gelişmekte olan bir kavram. Düşünün ki 10 sene önce yapımcı denildiğinde sadece parayı veren kişi akla geliyordu. Bence sinemada yapımcı dediğimiz, yönetmene doğru servisi sağlamaya çalışan ve aynı zamanda filmin dışındaki stratejisini de kuran kişi olmalı.

Peki film bittikten sonraki süreç nasıldı?

Benim için yapmcılık esas olarak, film çekildikten sonra başlayan bir şey. iklimlerde para bulma kısmını çok kısa bir sürede çözdük. Benim esas işim post-prodüksiyonda başladı. Hem filmin kontaklarını oluşturmak hem de ilişkileri kurmak anlamında...

Filmin Cannes’daki başarısı diğer ülkelere satışını nasıl etkiledi?

Cannes’a seçildiğimizi öğrendiğim zaman, filmi satın almak isteyen şirketlerden mektuplar gelmeye başladı. Fakat oraya gidince  bunun iki katı bir ilgiyle karşılaştık. Üç tane market gösterimi almıştık, yetmedi, bir dördüncüyü almak zorunda kaldık. Herşey birbirinin peşi sıra geldi.

İklimler, Nuri Bilge Ceylan’ın önceki filmlerinden daha büyük bütçeye sahip bir film. Bunun nasıl bir etkisi oldu?

Orada bir yanlış anlama var aslında. Ben bir yapımcı olarak  önceki filmlerinin‘bütçesiz’  diye adlandırılmasını biraz haksızlık olarak görüyorum. Çünkü Nuri  Bilge Ceylan o filmleri kendi üretti ama onun o üretim sürecinin bedelini bir yapımcı ödemeye kalksa ortaya değişik bir tablo çıkar. Yönetmenliğini, senaristliğini ve diğer her şeyi üstüste koyduğunuzda bunlara düşük bütçeli filmler demek yanlış olur. Ben bir yapımcı olarak  baktığımda pırıl pırıl çekilmiş, teknik kalitesi çok yüksek, Türkiye’de kimsenin  ‘dolby digital’ dan haberi yokken dolby digital yapılmış filmler görüyorum.

Fransa - Türkiye ortak yapımı olması projeyi nasıl etkiledi?

Ortak yapım, bazı durumlarda bir dezavantaja dönüşebiliyor. Yabancı şirketin bazı istekleri olabiliyor. Yaratıcı müdahele olarak değil de, belirli oyuncuların oynatılması ya da belirli teknik elemanların alınması gibi konulard ... Ama biz bu filmde bunu tamamen avantaja çevirdik. Teknik konularda yapılması gereken her şeyi  Fransa’ya  aktardık ve onlar da bunu kabul ettiler ve çok profesyonel bir şirketle çalışmanın avantajını yaşadık.

Nuri Bilge Ceylan’ın  küçük ekiplerle çalışmayı tercih ettiğini biliyoruz. İklimler’in ekibi ne kadar kalabalıktı ?

Eskiye göre biraz daha kalabalıktı ama oyuncular dahil toplam 14 kişiydik! Bilge’yle bir minibüslük insanı geçmesin diye konuştuk ve geçmedi.

Yurtdışında ‘arthouse’ kategorisinde yer alan filmlerin dahil olduğu Pazar ne kadar aktif?

Şimdi biraz iddialı bir şey söyleyeceğim belki ama bence ‘arthouse’ projeler eğer doğru yapılırsa hepsinden daha da ticari olabilirler. 

...........................................................................................

Gökhan Tiryaki

( Görüntü Yönetmeni  )

1991 - 1996 yılları arasında TRT’nin televizyon filmleri ve belgesellerinde kameraman olarak çalışan, 1996 yılından itibaren ise İmaj’da görüntü yönetmenliği ve steadicam operatörlüğü yapan Gökhan Tiryaki,  Nuri Bilge Ceylan’ın beraber çalıştığı ilk görüntü yönetmeni. Tiryaki ile ‘High Definition’ (HD)  kamerayla çekilen İklimler’in görüntü çalışması üzerine konuştuk.

Nuri Bilge Ceylan ile yollarınız nasıl kesişti?

İmaj’da tanıştık.  Nuri Bilge Ceylan projesini çekeceği kamera formatına karar vermek için araştırma yapıyordu ve İmaj’daki  HD  kameraları inceliyordu. Ben de İmaj’daki  kamerayı gösterdim. Etkileyiciydi, elinde bir  HD  kitabı vardı ve neredeyse kamerayla ilgili herşeyi çözerek gelmişti. 

Daha önceki filmlerinde görüntü yönetmenliğini kendisi yapmış bir yönetmenle çalışmak nasıl bir deneyimdi?

Bu aslında bana göre çok avantajlı bir durum, zira yönetmen aynı zamanda bir görüntü yönetmeni ve  aynı dili konuşuyorsunuz, üretiminiz hızlanıyor, daha çok alternatif düşünebiliyorsunuz...

Nuri Bilge Ceylan’ın oturmuş bir sinematografik tarzı var, İklimler’de ne ölçüde bu tarza sadık kalmak için çaba sarfettiniz, ne ölçüde yeni bir estetik oluşturmaya yöneldiniz? 

Ben bu işe başlarken, bu işin bir Nuri Bilge Ceylan işi olması için elimden geldiği kadar onu anlamaya çalıştım. O her plan için kafasında resim kurabilen bir yönetmen, yapmam gereken ona alternatifler sunmak oldu, aslında gördüm ki estetik kaygılarımız birbirine çok yakın ve bunun avantajını yaşadık.

Nuri Bilge Ceylan’ın aynı zamanda filmin başrolünde olması çalışmanızı ne yönde etkiledi?

Çok zorlanmadım, zira resmi oluştururken  ya  da  oluşturduktan sonra  kendisine verdiğim küçük  HD  monitörden filmi yönetiyordu. Tabii ki onun işi benden çok daha zordu, ben de elimden geldiğince en azından görüntü üzerine onun yükünü hafifletmeye çalıştım.

HD tercih etmenizin sebepleri nelerdi?  HD ile çalışmanın filme getirdiği avantaj ve dezavantajlar neler oldu?

Çalıştığım kameranın sınırlarını ya da yeteneklerini iyi biliyorum ve bunları sonuna kadar zorladık. Resmin derinliğine ve doğru poza çok dikkat ettim, işte burada yönetmen faktörü devreye giriyor. Nuri Bilge Ceylan  maruz kaldığım çalışma ortamlarını çok iyi biliyor ve beni çok iyi yönlendirdi. İki kişi arasında  geçen bir resim kurarken resimlerinizde doğal bir simetri oluşur, bizde bunu bozmadık.
Ben HD kameraya çok hakim olduğumu düşünüyorum, Nuri  Bilge  Ceylan da projesini  HD yapmaya karar vermişti, dolayısıyla film HD çekildi. Aslında avantajları  çok. Mesala yönetmene  HD  monitör verdiğinizde, ona perdeye yakın bir resmi set ortamında  gösterebiliyorsunuz. Kayıt medyası olarak  video bant kullanıyorsunuz ve bu  24  karede 50 dakikalık bir kayıt  imkanı tanıyor. Yönetmen bir sahneyi sınırsız tekrar ve değişik oyunculuklar için zorlayabiliyor, kameranın monitöring sistemi iyi olduğu için ışık yapmayı hızlandırıyor  ve bu  beraberinde ciddi bir ışık tasarrufu da getiriyor. Post için elinizde hazır dijital medya olmuş oluyor vs. Dezavantajları arasında  galiba en dikkate değer olanı yeni bir teknoloji olması ve stüdyoların bu teknolojiye tam hazır olmamaları. HD denince benim aklıma  Türkiye’de bütün donanımlarıyla ve insan gücüne sahip tek stüdyo geliyor, o da Cemal Noyan’ın önderliğini yaptığı imaj stüdyolarıdır.

Çekimleri uzun bir süreye yayılan iklimler filmi, bu süreçteki iklim değişikliklerinden nasıl etkilendi? Hesapta olmayan değişiklikler yapmak durumunda kaldınız mı?

Aslında film her ne kadar sadece insan ruhunu anlatsa da, Nuri Bilge Ceylan - gerçekten bir tür paralel kurgu gibi - doğadaki iklim değişikliklerini de filmi güçlendirici unsur olarak ustalıkla kullandı. Bu koşulları sağlamak için biz de çoğu zaman kontrolü doğaya bıraktık.